‘Bırakınız Yazsınlar, Paylaşsınlar’

No Comments

Dijital çağda, insanların yaşadıkları dünya hakkında bilgi aldıkları, yönetme hakkını
devrettikleri iktidarların üzerinde bir kamu görevi ifa eden konvansiyonel medyanın
yanında sosyal medyanın yaygınlaşması ile birlikte “yurttaş gazeteciliği” olarak
adlandırılan yeni bir iletişim kanalı insanların hayatına girdi

shutterstock_296804186

Sosyal medyanın erişim kabiliyetine bağlı olarak, konvansiyonel medyanın yaşadığı konsolidasyonun
aksine, bu kanal milyonlarca alternatif sesin denetimiyle, Adam Smith’in Yüzyıllar önce yapmış olduğu
tarife benzer bir “görünmez el” ile kendi dengesini bulacaktı. İnsanlara bu duyguyu hissettiren de,
ölçülemeyecek kadar büyük bir evren ve farklı hücresel ilişkiler yumağının, alternatif tüm sesleri
içinde barındırabileceği algısıydı. Bu kanal, tek sahibi olamayacak kadar büyüktü. Herkesin söz hakkı,
herkesin kendi çizdiği bir alan oluşması içten bile değildi. Devlet, kurum veya kişilerin yönetiminden
bağımsız bir kanal olarak sosyal medya, yeni demokrasi anlayışının da bir nevi temsilcisi gibiydi.
Ancak Gündüz Vassaf’ın, OT Dergisi’nin Ağustos sayısı için yazdığı yazısında belirttiği gibi,
“Günümüzde kapitalizmi denetleyemeyen demokrasinin meşruiyetini giderek yitirmesine rağmen, toplumun
birçok kesiminde kendini değiştirmek moda oldu” çıkış noktası ile geometrik artan bir hızla gittiği
varış noktası arasında,bu kavram mutasyona uğramaya başladı.

‘Üretim kapasitesi düşük olduğu için daha hesaplı süt içme fırsatını yakalayamayan çocukların günlük ve
taze süt içmesine olanak sağlayacağı fırsatları getireceği” düşünülen küreselleşme için de başlarda hep
olumlu ve benzer fonksiyonlar Noam Chomsky, “Rızanın İmalatı” isimli kitabında, ABD’deki konvansiyonel
medya konsolidasyonundan bahsederken, kendi tezini çarpıcı rakamlarla destekler. Kitabında atıfta bulunduğu
Ben Bagdikian’ın belirttiği gibi 1983’te ABD’deki elli dev firma her türlü kitle iletişim aracına sahipken
bu sayı 1990 yılında sadece yirmi üç firma ile sınırlıydı. Şu an bu sayı, tek haneli rakamlara inmiş durumda.
İki uçlu bir çubuk: Bir yanda içerik üreticiler, diğer yanda devletler Joseph Stiglitz’in “Eşitsizliğin Adaleti”
kitabında belirttiği gibi, ABD toplumunun artan gelir eşitsizliği sonucunda kendi deyimiyle “yüzde 1” ile “yüzde 99”
adlı iki gruba ayrıştı ve ABD arnk bir fırsatlar ülkesi değildi. Stiglitz’in “ABD’de orta sınıfın büyümeden bile
haberdar olmadığı” tespitine, son yılların popüler Fransız ekonomisti Thomas Piketty, Gila Benmayor’la 2014 yılının
Kasım ayında yapmış olduğu bir röportajda, “Dünyanın her bir köşesindeki eşitsizliklerin kendilerine has durumları
olabiliyor. ABD’deki büyümeden en büyük payı yukarıdaki yüzde 10 ve en yukarıdaki yüzde 1 aldı. En alttaki yüzde
50’lik dilimin gelirinde hiçbir büyüme yok” sözleri ile destek çıkıyordu.

İki uçlu bir çubuğu tuttuğunuzu düşünün.

Bir uçta, eşitsizliğin yarattığı duyguyla kendi içerik kabilelerini yaratan kitleler, diğer uçta da, yüzde 1 ‘lik
dilimin içinde kendi önceliklerinin propagandasını yapan büyük içerik üreticileri… Ceza ve ödülün anlamlarının
gereksiz bir şekilde arttığı veya azaldığı, doğru ile yanlışın ne olduğunun ölçülemeyecek boyutlarda kontrolden
çıktığı bir yapının içindeyiz.

Bunun yanında devletler de cabası…

2014 yılında Obama yönetimi, ABD’nin özgür interneti korumayı bırakacağını açıklamıştı. Aynı dönemlerde
Rusya’nın Facebook’u olan VKontakte’ın kurucusu Pavel Durov ülkeyi terk ederek mülkiyetini Putin yanlısı
ohgarldara bıraktı. Çin,kendi içinde kapalı bir internete sahip. Son yıllarda istihbarat örgütlerinin
sosyal medya şirketlerine kurduğu baskıyı da yakından takip etmek durumunda kalmadık mı?

Kaynak: digitalage dergi 16/09 sayısı Yazı: Tolga Yücel

Projeleriniz hakkında konuşalım...

Yatırımınızdan maksimum geri dönüş almak için bize ulaşın.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Tüm yazılar